İş sözleşmelerinin neredeyse tamamında standart bir madde vardır:
"İşveren, operasyonel gereklilikler hâlinde personeli il sınırları içindeki veya dışındaki diğer işyerlerinde görevlendirebilir."
Peki, bu madde işverene personeli dilediği zaman, dilediği lokasyona gönderme konusunda sınırsız bir özgürlük verir mi?
Hukuki ve pratik cevap: Hayır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örn. Yargıtay 9. HD., E. 2021/3452, K. 2021/7214), sözleşmede açık onay bulunsa dahi bir nakil kararının geçerli sayılması için şu iki eşiğin aşılması gerekir:
- Somut İşletmesel Neden: Nakil kararı keyfî, cezalandırma veya istifaya zorlama amaçlı olamaz. İşveren "Neden o pozisyon ve neden özellikle o çalışan?" sorusunu objektif verilerle açıklayabilmelidir.
- Dürüstlük Kuralı ve Katlanılabilirlik (TMK m. 2): Yapılan değişiklik personelin yaşamını katlanılamaz derecede zorlaştırmamalıdır. Örneğin; servis imkânı sağlanmadan yol süresinin gidiş-dönüş 4 saate çıktığı bir il içi görevlendirme, sözleşmede madde olsa bile İş Kanunu m. 22 kapsamında esaslı değişiklik sayılmaktadır.
Bir İK Yöneticisi olarak görev yeri değişikliklerinde yalnızca sözleşmedeki maddeye güvenmek, davalarda ciddi kıdem tazminatı ve işe iade maliyetleri doğurabilir.
Operasyonel ihtiyaç kadar, personelin katlanacağı külfetin dengelenmesi (ulaşım desteği, yan hak revizyonu vb.) sürecin en kritik halkasıdır.
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!