"Mola hakkı" sadece bir kahve içimlik süre mi, yoksa çalışanın en temel dinlenme hakkı mı? İş hayatında en çok kafa karışıklığı yaratan ve operasyon sırasında maalesef en çabuk es geçilen konulardan biri kesinlikle ara dinlenmeleri.
Geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan güncel bir Yargıtay kararı (9. HD, 11.02.2026 T., 2026/552 E., 2026/1099 K.) aslında hepimizin bildiği ama uygulamada sıkça hata yapılan bu konuya çok net bir nokta koymuş. İş Kanunu ve yerleşik içtihatlara göre ara dinlenme sürelerini bir hatırlayalım:
- 4 saate kadar çalışmalarda: 15 dakika
- 7,5 saate kadar: 30 dakika
- 11 saate kadar: 1 saat
- 14 saate kadar: 1,5 saat
- 14 saat ve üzeri çalışmalarda: 2 saat
Peki mola sadece "o an çalışmamak" mıdır? İşin can alıcı kısmı burası. Yargıtay diyor ki:
- İşçi mola saatlerinde tamamen serbesttir; isterse işyeri dışına dahi çıkabilir.
- Molada "makinenin başında bekle", "acil bir şey olursa buradasın" denilemez, işçi çalışmaya zorlanamaz.
- Çay, kahve, yemek, sigara, ibadet veya tuvalet için ayrılan süreler molaya dahildir.
- En çok düşülen hata: Mola hakkı ücrete çevrilemez. "Molanı kullanma, mesai yazıp parasını vereyim" demek yasal olarak geçerli değildir.
Eğer bu haklar kullandırılmazsa ne oluyor? O süreler işçiye fazla mesai olarak dönüyor. Dahası, çalışan için haklı nedenle fesih (kıdem tazminatını alarak işten ayrılma) sebebi doğarken, işveren için de idari para cezaları kapıya dayanıyor.
İK profesyonelleri olarak, operasyonun hızına kapılıp bu temel hakkın ihlal edilmesini önlemek bizim sorumluluğumuz. Özellikle mavi yaka ve vardiyalı sistemlerde bu süreleri kâğıt üzerinde değil, sahada gerçekten uyguladığımızdan emin olmalıyız.
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!