Evden çalışan bir ekip arkadaşınız saat 14:00'te kahve almak için mutfağa gitti, ayağı kaydı ve kolunu kırdı.
Hastaneden arayıp durumu haber verdiğinde masaya ilk gelen soru genelde aynıdır:
"Kendi evinde yaşanan bir kaza bizi neden bağlasın ki? Bu da iş kazası mı sayılır?"
İster kulağa şaşırtıcı gelsin ister tartışmalı; cevabımız çok net: Evet, bu bir iş kazasıdır.
5510 sayılı Kanun ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği sınırları çok açık çizer: Personelin mesai saatleri içinde işini yürüttüğü ev alanı, hukuken "işyeri" kabul edilir. İş saatinde su içmek, kahve almak veya lavaboya gitmek gibi temel fizyolojik ihtiyaçlar sırasında yaşanan kazalar SGK nezdinde iş kazası kapsamındadır.
Ancak burada iki kritik kavramı birbirine karıştırmamak gerekiyor:
- Olayın İş Kazası Olması (SGK Bildirimi): Olay mesaide ve işle irtibatlı bir zaman diliminde gerçekleştiyse, işverenin kusuru olsun ya da olmasın 3 işgünü içinde SGK'ya bildirilmek zorundadır. "Bizim kusurumuz yok" diyerek bildirim yapmamak şirketi doğrudan ciddi idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakır.
- İşverenin Kusuru ve Tazminat Sorumluluğu: Olayın iş kazası sayılması, işverenin otomatikman tazminat ödeyeceği anlamına gelmez. Eğer çalışanınıza evde güvenli çalışma ve ergonomi eğitimlerini verdiyseniz, çalışma saatlerini netleştirdiyseniz ve risk formlarını tamamladıysanız; ev zeminindeki bir ıslaklıktan işveren sorumlu tutulamaz. İlliyet bağı çalışan kusuruyla kesilir.
Özetle; uzaktan çalışma modelinde İSG yükümlülüğü ofis kapısında bitmiyor. Şirketi koruyan şey kazanın nerede olduğu değil; çalışana verilen İSG eğitimleri, net mesai sınırları ve zamanında yapılan yasal bildirimlerdir.
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!